Category: VMware Cloud Foundation

  • Cloud Vaadinden Data Control’e: Avrupa IT Stratejisinde Digital Sovereignty’i Önceliklendirmek

    Cloud Vaadinden Data Control’e: Avrupa IT Stratejisinde Digital Sovereignty’i Önceliklendirmek

    Dijital dönüşümün zirvesi olarak lanse edilen sınırsız Cloud Adoption vizyonu, günümüzde ciddi engellerle karşı karşıyadır. Bu dönüşüm; artan jeopolitik riskler, giderek daha katı hale gelen Regulatory zorunluluklar ve Mission-Critical Workloads (hassas iş yükleri) için uzlaşmasız Data Control’ün vazgeçilmez olduğunun kaçınılmaz bir şekilde fark edilmesiyle şekillenmektedir.

    Avrupalı kuruluşlar, özellikle kamu kurumları, Finance sektörü ve Healthcare gibi Sensitive Data yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda, Cloud Provider’lara olan bağımlılıklarını (Vendor Lock-in) sorgulamaya başlamıştır. GDPR başta olmak üzere Avrupa’nın Data Protection mevzuatı, kuruluşları verilerinin nerede işlendiği (Data Residency) ve kimler tarafından erişilebildiği konusunda çok daha dikkatli olmaya zorlamaktadır.

    AI devriminin hız kazanmasıyla birlikte Data Sovereignty meselesi daha da stratejik bir boyut kazanmaktadır. AI Model Training ve Inference süreçlerinde kullanılan verilerin kontrolü, yalnızca bir Compliance meselesi olmaktan çıkıp kurumsal rekabet avantajının ve ulusal güvenliğin temel bir bileşeni haline gelmektedir. Bu bağlamda VMware Cloud Foundation (VCF) gibi Private Cloud ve Hybrid Cloud çözümleri, Avrupalı kuruluşlara tam Data Sovereignty sağlarken cloud’un Agility (esneklik) avantajlarından yararlanma imkânı sunmaktadır.

    Broadcom‘un VMware portföyü, Avrupa’daki kuruluşların Digital Sovereignty gereksinimlerini karşılamak amacıyla kendi On-premise Data Center‘larında ya da güvenilir yerel Cloud Provider‘lar aracılığıyla tam denetimli altyapılar (Sovereign Cloud) kurmasına olanak tanımaktadır. Sovereign Cloud stratejileri artık yalnızca bir tercih değil, regülasyona tabi sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşlar için kaçınılmaz bir Roadmap‘e dönüşmektedir.

  • Sovereign Cloud Neden Business-Critical Bir Zorunluluktur?

    Sovereign Cloud Neden Business-Critical Bir Zorunluluktur?

    DC‘nin Broadcom sponsorluğuyla hazırladığı bu raporda, Digital Sovereignty kavramının günümüzün hızla değişen ve giderek karmaşıklaşan dijital ekosisteminde nasıl bir dönüşüm geçirdiği ele alınmaktadır. Artık yalnızca niş Regulatory tartışmalarla sınırlı kalmayan bu kavram, organizasyonel özerklik ve Self-Sufficiency’e odaklanan, Business-Critical bir zorunluluk olarak olgunlaşmıştır.

    2025 yılında yaşanan jeopolitik ve ekonomik çalkantılar, Sovereign Cloud altyapısına duyulan ihtiyacın aciliyetini önemli ölçüde artırmıştır. Kuruluşlar; Data, Workloads ve dijital süreçler üzerindeki Control ile Management kapasitelerini güçlendirmeye yönelmektedir. Bu durum, özellikle kamu kurumları, Finance sektörü ve Critical Infrastructure operatörleri için vazgeçilmez bir stratejik öncelik haline gelmektedir.

    Sovereign Cloud yaklaşımı, yalnızca Data Residency (veri yerelleştirme) gereksinimlerini karşılamakla kalmayıp aynı zamanda üçüncü taraf bağımlılıklarını (Third-party Dependency) azaltmakta, Business Continuity’i (iş sürekliliği) güvence altına almakta ve ulusal ya da bölgesel regülasyonlara tam Compliance (uyum) kolaylaştırmaktadır. Broadcom‘un VMware Cloud Foundation (VCF) altyapısı, bu Sovereignty gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmış Integrated ve Private Cloud platform çözümleri sunmaktadır.

    Kuruluşların Digital Transformation yolculuklarında Sovereign Cloud stratejilerini benimsemesi, yalnızca bir Compliance meselesi olmaktan çıkarak Competitive Advantage ve Operational Resilience (operasyonel dayanıklılık) açısından belirleyici bir faktör olmaktadır. IDC‘nin araştırmaları, bu alandaki yatırımların önümüzdeki yıllarda hızla artacağına işaret etmektedir.

  • ING, Özel Bulut Modernizasyonu için Stratejik Platform Olarak VMware Cloud Foundation 9.0’ı Seçti

    ING, Özel Bulut Modernizasyonu için Stratejik Platform Olarak VMware Cloud Foundation 9.0’ı Seçti

    Broadcom Inc. (NASDAQ: AVGO) ve ING, ING’nin özel bulut altyapısını güncellemek amacıyla şirketler arasındaki stratejik iş birliğinin genişletildiğini duyurdu. Palo Alto, Kaliforniya merkezli bu gelişme, küresel ölçekte faaliyet gösteren ING’nin dijital dönüşüm yolculuğunda kritik bir adımı temsil ediyor.

    Bu girişim kapsamında ING, VMware Cloud Foundation 9.0’ı kurumsal özel bulut altyapısının temel taşı olarak benimseyecek. VMware Cloud Foundation, birleşik ve egemen bir altyapı sunarak ING’nin küresel iş yükü taşınabilirliğini destekleyecek ve kurumun dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak.

    VMware Cloud Foundation 9.0, finans sektörünün katı uyumluluk ve veri egemenliği gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmış olup ING’ye hem operasyonel verimlilik hem de güvenlik açısından önemli avantajlar sağlayacak. Çözüm; hesaplama, depolama ve ağ kaynaklarını tek bir entegre platformda bir araya getirerek yönetim karmaşıklığını azaltmayı ve altyapı maliyetlerini optimize etmeyi mümkün kılıyor.

    Bu iş birliği, büyük finans kuruluşlarının özel bulut modernizasyonunda VMware Cloud Foundation’a olan güvenini bir kez daha ortaya koyuyor. ING gibi küresel ölçekli bir bankanın bu tercihi, VMware Cloud Foundation 9.0’ın kurumsal düzeydeki olgunluğunu ve sektördeki stratejik konumunu güçlendiriyor.

  • Broadcom, VMware Modernization Services’ı EMEA Bölgesindeki SMB Segmentine Genişletiyor

    Broadcom, VMware Modernization Services’ı EMEA Bölgesindeki SMB Segmentine Genişletiyor

    Broadcom, birkaç ay önce ABD’de TD SYNNEX iş birliğiyle duyurduğu VMware Modernization Services girişimini başarıyla hayata geçirdikten sonra, bu programı artık EMEA bölgesindeki SMB (Small and Medium Business) ölçeğindeki işletmelere de açıyor. Programın temel amacı, mevcut VMware altyapısına sahip kurumların VMware Cloud Foundation 9.0 (VCF 9.0) platformuna sorunsuz ve hızlı bir şekilde Migration (geçiş) yapmasını sağlamaktır.

    VMware Modernization Services programı, Expert Partner ekosistemi bünyesinde resmi bir yapıya kavuşturularak genişletildi. Bu sayede EMEA genelindeki SMB’ler, Broadcom’un sertifikalı Partner’ları aracılığıyla Migration Support, teknik danışmanlık ve Professional Services (uygulama hizmetleri) imkânlarına erişim bulacak.

    Program kapsamında SMB’lere sunulan hizmetler; Infrastructure Assessment (altyapı değerlendirmesi), VCF 9.0 Migration Planning, Implementation Support ve geçiş sonrası Optimization adımlarını içermektedir. Broadcom, bu yapılandırılmış yaklaşımın müşterilerin modern Cloud Infrastructure’a geçişte karşılaştıkları teknik ve operasyonel engelleri ortadan kaldıracağını vurgulamaktadır.

    Broadcom‘un bu adımı, VMware ürün portföyünü daha erişilebilir ve Scalable (ölçeklenebilir) hale getirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. EMEA bölgesindeki Partner’ların güçlendirilmesi ve SMB segmentine özel hizmet modellerinin geliştirilmesi, şirketin bölgesel büyüme hedefleri açısından kritik öneme sahip.

  • ITQ, VMware Cloud Foundation ile Nasıl Değer Yaratıyor?

    ITQ, VMware Cloud Foundation ile Nasıl Değer Yaratıyor?

    Günümüzde Avrupalı kuruluşlar, güvenli, dayanıklı ve egemenlik odaklı bulut alternatifleri sunan çözümlere olan taleplerini giderek artırmaktadır. Hollanda merkezli, hibrit bulut, cloud-native, dijital çalışma alanı çözümleri ve özel yapay zeka alanında önde gelen uzman firma ITQ; Broadcom’un Pinnacle Solution Provider İş Ortağı sıfatıyla müşterilerinin en güncel uyumluluk ve güvenlik gereksinimlerini karşılamak için aktif olarak çalışmaktadır.

    ITQ, VMware Cloud Foundation’ı temel alarak kurumsal müşterilerine uçtan uca entegre bir altyapı deneyimi sunmaktadır. Bu yaklaşım; işletmelerin hem mevcut düzenleyici gerekliliklere uyum sağlamasına hem de veri egemenliği ilkelerini koruyarak dijital dönüşüm yolculuklarını sürdürmesine olanak tanımaktadır. Şirketin sunduğu çözümler, özellikle Avrupa’daki veri gizliliği ve yerel mevzuat gereksinimlerini ön planda tutmaktadır.

    VMware Cloud Foundation’ın sağladığı entegre hesaplama, depolama ve ağ sanallaştırma katmanları sayesinde ITQ, müşterilerine esnek ve ölçeklenebilir özel bulut ortamları inşa etme imkânı vermektedir. Bu altyapı, aynı zamanda özel yapay zeka (Private AI) iş yüklerinin güvenli bir şekilde çalıştırılması için de kritik bir temel oluşturmaktadır.

    Broadcom ile kurulan stratejik Pinnacle ortaklığı, ITQ’nun en güncel teknolojilere ve uzmanlık kaynaklarına öncelikli erişim sağlamasına imkân tanımaktadır. Bu da şirketin Avrupa genelindeki kurumsal müşterilere daha hızlı, daha güvenilir ve rekabetçi çözümler sunmasının önünü açmaktadır.

  • Sovereignty’i Aksiyona Dönüştürmek: İlkeler ve Policy Araçları

    Sovereignty’i Aksiyona Dönüştürmek: İlkeler ve Policy Araçları

    Avrupa Cloud ve AI politikası, Buzzword’lerin çok ötesine geçen gerçek bir dönüm noktasına ulaştı. Tartışma olgunlaşarak; Sovereignty’nin gerçek bir Operational Capacity’e mi dönüşeceğini, yoksa yalnızca sunumlarda sergilenen sembolik bir unvan olarak mı kalacağını belirleyecek kritik sınavlarla yüzleşmek zorunda kaldı. AB’nin rekabet gücüne yönelik kapsamlı analizler, birliğin verimlilik ve yatırım alanlarında ciddi zorluklarla karşılaştığını ve bu durumun üye devletler arasındaki Fragmentation’dan (parçalanmışlık) kaynaklandığını ortaya koyuyor.

    Sovereignty kavramının Policy belgelerinden somut teknolojik altyapıya taşınması için belirli ilkelerin ve Policy Tools setinin hayata geçirilmesi zorunlu hale geliyor. Bu ilkeler arasında Data Residency (veri yerelliği), Operational Transparency, Supply Chain Security ve Auditability (denetim edilebilirlik) öne çıkıyor. Söz konusu kriterler, kamu kurumlarından özel sektöre kadar Cloud Services satın alan tüm paydaşlar için somut bir Assessment Framework (değerlendirme çerçevesi) sunuyor.

    Broadcom ve VMware, Sovereign Cloud altyapısı alanında Avrupa’nın Digital Autonomy hedefleriyle örtüşen çözümler geliştirmeye devam ediyor. VMware Cloud Foundation (VCF) gibi platformlar, verilerin nerede işlendiği ve saklandığı (Data Sovereignty) konusunda tam Control imkânı tanırken Regulatory Compliance gereksinimlerini de karşılıyor. Bu yaklaşım, hem kamu hem de özel sektör kuruluşlarının Sovereignty ilkelerini pratik bir Infrastructure Strategy’e dönüştürmesini mümkün kılıyor.

    Policy Maker’ların ve teknoloji liderlerinin önündeki temel soru şu: Sovereignty yalnızca bir hedef mi, yoksa ölçülebilir sonuçlarla (KPI) desteklenen bir uygulama mı olacak? Bu sorunun yanıtı, Avrupa’nın küresel dijital rekabet sahnesindeki konumunu doğrudan belirleyecek ve Cloud Infrastructure yatırımlarının uzun vadeli stratejik değerini ortaya koyacaktır.

  • EMEA Müşterilerine Daha İyi Hizmet Vermek İçin Daha Güçlü ve Odaklı Bir İş Ortağı Ekosistemi Kurmak

    EMEA Müşterilerine Daha İyi Hizmet Vermek İçin Daha Güçlü ve Odaklı Bir İş Ortağı Ekosistemi Kurmak

    EMEA genelinde müşteriler, bulut stratejilerini maliyet kontrolü, operasyonel dayanıklılık ve mimari sadelik ekseninde yeniden şekillendiriyor. Pek çok kuruluş, dağınık ve parçalı yaklaşımlardan uzaklaşarak daha bilinçli özel ve hibrit bulut modellerine yöneliyor; başarının ölçütü artık altyapının büyüklüğü değil, elde edilen somut sonuçlar oluyor.

    Bu yeniden değerlendirme süreci son aylarda belirgin biçimde hız kazandı. Yüksek profilli genel bulut maliyetleri ve öngörülemeyen harcamalar, hem kurumsal hem de orta ölçekli işletmeleri daha kontrollü ve sürdürülebilir altyapı modellerine yöneltiyor. Bu bağlamda Broadcom, EMEA bölgesindeki iş ortağı ağını daha stratejik ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak için kapsamlı adımlar atıyor.

    Broadcom’un yeni iş ortağı ekosistemi yaklaşımı; uzmanlaşmış yetkinliklere sahip, müşterilere uçtan uca çözüm sunabilen ve VMware Cloud Foundation gibi entegre platformları etkin şekilde konumlandırabilen iş ortaklarını ön plana çıkarıyor. Bu strateji, müşterilerin ihtiyaç duydukları teknik derinliğe ve güvenilir danışmanlık hizmetine kolayca erişebilmesini hedefliyor.

    Sonuç olarak Broadcom, EMEA pazarında daha az ama daha nitelikli iş ortağından oluşan odaklı bir ekosistem inşa ederek hem müşteri memnuniyetini artırmayı hem de iş ortaklarının karlılığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu dönüşüm, bölgedeki VMware kullanıcıları için daha tutarlı, daha öngörülebilir ve daha yüksek kaliteli bir hizmet deneyimi anlamına geliyor.

  • Sovereignty’i Aksiyona Dönüştürmek: Pragmatic Bir Yaklaşım

    Sovereignty’i Aksiyona Dönüştürmek: Pragmatic Bir Yaklaşım

    Bu makale, daha önce yayımlanan “Sovereignty’i Aksiyona Dönüştürmek: İlkeler ve Policy Araçları” başlıklı blog yazısında ortaya konulan tanımlar ve Procurement (tedarik) kaldıraçları üzerine inşa edilmektedir. Sovereignty ilkelerini somut sonuçlara dönüştürecek Pass/Fail testleri ve Pragmatic Certification yaklaşımını ele almaktadır.

    Retrievability (geri alınabilirlik) ve Interoperability (birlikte çalışabilirlik), Sovereign Cloud değerlendirmelerinde birinci sınıf test kriterleri olarak ele alınmalıdır. Bir Cloud Service Provider (CSP) tarafından sunulan çözümün, kurumun verilerini ve Workload’larını bağımsız biçimde taşıyabilmesine (Migration) olanak tanıyıp tanımadığı, Procurement sürecinin merkezine yerleştirilmelidir. Bu testler; Data Portability, açık standartlara uyumluluk ve Vendor Lock-in riskinin minimize edilmesi gibi kriterleri kapsamaktadır.

    Certification yaklaşımı ise teorik Compliance’ın ötesine geçerek işlevsel ve doğrulanabilir kanıtlar talep etmektedir. Kurumların, sağlayıcıların yalnızca belgelerle değil; gerçek teknik testler, Audit Logs (denetim kayıtları) ve bağımsız Validation mekanizmalarıyla Sovereignty gereksinimlerini karşıladığını ispat etmesi beklenmektedir. Bu yaklaşım, kamu kurumlarının Digital Independence (dijital bağımsızlık) hedeflerini güvence altına alan sağlam bir Procurement Framework oluşturmaktadır.

    Broadcom/VMware‘in Sovereign Cloud çözümleri, bu Pragmatic Certification çerçevesiyle tam uyum içinde tasarlanmış olup kurumların Data Sovereignty, Operational Independence ve uzun vadeli Flexibility’sini koruyarak modern Cloud Infrastructure’dan yararlanmasını mümkün kılmaktadır. VMware Cloud Foundation (VCF) tabanlı Sovereign Cloud yapıları, Retrievability ve Interoperability testlerini doğası gereği desteklemektedir.

  • Modern Private Cloud: Operational Agility ile Data Sovereignty’i Dengelemek

    Modern Private Cloud: Operational Agility ile Data Sovereignty’i Dengelemek

    Futurum Research, işletmelerin Public Cloud odaklı stratejilerden Modern Private Cloud platformlarına doğru yaşadığı dönüşümü ele alan kapsamlı bir rapor yayımladı. Rapor, Public Cloud‘un tarihsel olarak Operational Agility’i artırdığını kabul etmekle birlikte, özellikle Data Control ve Jurisdictional Immunity (yargı bağışıklığı) konularında ciddi eksiklikleri gün yüzüne çıkardığını ortaya koyuyor.

    Avrupa’daki GDPR, DORA ve EU AI Act (AB Yapay Zeka Yasası) gibi Regulatory Framework’ler, kurumların verilerinin nerede depolandığı (Data Residency) ve nasıl işlendiği konusunda daha fazla Accountability (hesap verebilirlik) talep etmesine yol açıyor. Bu durum, özellikle Finance, Healthcare ve kamu sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşlar için Public Cloud’un tek başına yeterli bir çözüm olmadığını gözler önüne seriyor. Data Sovereignty artık bir tercih değil, yasal bir zorunluluk haline geliyor.

    Modern Private Cloud platformları, bu boşluğu doldurmak için konumlanıyor. VMware Cloud Foundation (VCF) gibi çözümler, kurumların kendi Infrastructure’ları üzerinde tam Control sahibi olmalarını sağlarken Public Cloud’a özgü Automation, Scalability ve Self-Service yeteneklerini de beraberinde getiriyor. Bu sayede işletmeler, Agility’den ödün vermeksizin Compliance gereksinimlerini karşılayabiliyor.

    Futurum‘un bulguları, Hybrid Cloud ve Multi-Cloud stratejilerinin giderek daha karmaşık bir hal aldığı günümüzde, Private Cloud’un yeniden stratejik bir Asset (varlık) olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Broadcom‘un VMware portföyü, kurumların hem Operational Efficiency hem de Data Sovereignty’i aynı anda elde etmesine olanak tanıyan Integrated Platform sunarak bu dönüşümün merkezinde yer almaya devam ediyor.

  • Broadcom Partner Difference: Compliance ve Data Sovereignty Düzenlemelerinde Rehberlik Yaklaşımı

    Broadcom Partner Difference: Compliance ve Data Sovereignty Düzenlemelerinde Rehberlik Yaklaşımı

    Günümüzün veri odaklı dünyasında kuruluşlar, sıkı Compliance gereksinimleri ve Data Sovereignty düzenlemelerini karşılamak için giderek artan bir baskıyla karşı karşıyadır. Bu durum, özellikle Healthcare (sağlık hizmetleri) gibi yoğun biçimde Regulated (düzenlenmiş) sektörlerde çok daha belirgin hale gelmektedir; zira bu alanlarda risklerin boyutu büyük olup Non-compliance (uyumsuzluk), ciddi para cezalarına, Reputational Loss (itibar kaybı) ve hatta hasta güvenliğine yönelik tehditlere yol açabilmektedir.

    Broadcom Partner’ları, kuruluşların bu karmaşık Regulatory ortamda güvenle ilerleyebilmesi için benzersiz bir Value sunmaktadır. VMware Cloud Foundation (VCF) altyapısı üzerine inşa edilen Sovereign Cloud çözümleri sayesinde iş ortakları; verilerin ulusal sınırlar içinde kalmasını (Data Residency) güvence altına alırken aynı zamanda en güncel Security & Compliance standartlarının karşılanmasına da yardımcı olmaktadır.

    Özellikle GDPR, HIPAA ve yerel Data Protection yasaları gibi düzenlemeler kapsamında faaliyet gösteren kuruluşlar için Broadcom Partner Ecosystem, teknik uzmanlık ile Industry-specific bilgi birikimini bir araya getiren kapsamlı bir destek mekanizması sunmaktadır. Bu sayede kuruluşlar; Compliance yükümlülüklerini yerine getirirken Digital Transformation yolculuklarını da sürdürebilmektedir.

    Broadcom‘un iş ortağı odaklı yaklaşımı, yalnızca teknoloji sağlamakla kalmayıp aynı zamanda Regulatory Requirements’ları derinlemesine anlayan ve müşterilerine uzun vadeli Strategic Guidance sunan bir ortaklık modeli oluşturmaktadır. Bu model, özellikle Data Sovereignty’nin kritik önem taşıdığı kamu, Finance ve Healthcare sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşlar için vazgeçilmez bir avantaj sağlamaktadır.